SİTEDE ARA!

16
MAR
2015

Vatandaş haklı, madenci doğayı hoyratça kullandı!

ali-kahyaogluAli Kahyaoğlu:  “Vatandaş haklı mı? Kesin haklı. Maalesef ki madenci doğayı hoyratça kullandı. Madenci çevreci olmak zorunda. Ocakçıyı bilinçlendirelim. Bozduğumuz yerleri de bire on katıyla tamir edelim” dedi.

Kaz Dağları’na göz diken altıncılar ve gittikleri yerde çevreyi tahrip eden madencilere bir vatandaş olarak benim de tepkim büyük. Soma ve Ermenek facialarından sonra tepkim, nefrete dönüştü. Hiçbir madenci ile söyleşi yapmak istemedim çünkü insani duyarlılığımın, gazeteci sağduyumu alt edeceğini biliyordum. ‘Çevreci madencilik için biz hazırız” diyen Ali Kahyaoğlu’na kadar… Zaten İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kahyaoğlu da “Ben de mesleğiniz ne diye soranlara madenci diyemiyorum, serbest ticaret yapıyorum diyorum. Artık tüm sektör insanca madencilik yapmak zorunda” diyor.

MADEN DE ÇEVRE DE ŞART

Çevreci madencilik için biz hazırız diyorsunuz, nedir sizin için çevrecilik?

Maden nedir diye başlayalım. Maden, elinizde tuttuğunuz telefon dahil, fincan ve hatta üzerinizdeki elbiseyi dokuyan makine dahil hepsi maden. Araba, uçak, hepsi madenden. Bunlar olmazsa yaşam olmaz. İnsan hayatında maden gerekli. Maden gerekli ama çevre de gerekli. Çevre de olmazsa hayat olmuyor. Bunları beraber yürütme çabasındayız. Ne yapmalıyız bunun için? Tabii ki ocaklar açılmalı. Açılırken de etrafına zarar vermemeli. Orman Bakanlığı’nın bizden bedel alıp kestiği ağaçların yerine biz ağaç dikmeye başladık. Bir ağaç kesiliyorsa, 10 ağaç dikelim.

MADENCİYİ BİLİNÇLENDİRELİM

İhracat birliğimizde altın madencileri de yok, kömür de yok. Ama sonuçta hepsi maden. Vatandaşa biz mermerciyiz diyemezsiniz. Vatandaş haklı mı? Haklı. Bizim de isyan ettiğimiz noktalar var. Maalesef ki çok hoyratça kullanıyoruz. Siz madeni çıkarırken, canlıların, insanların haklarına tecavüz ediyorsanız bu doğru değil. Biz de diyoruz ki, çalışan ocakçıyı mal sahibi, taşeron kim varsa, bunları bilinçlendirelim. Madenci çevreci olmak zorunda.

Çevre tahribatının ötesinde insanlık dışı üretim sistemi var. Bu nasıl düzelecek? İyi madenciler kötü madencilere mi karşı?

İyi insan diyelim. Türkiye’de olması gerekenden söz ediyorum. Benim ocağımda 2005’te diktiğim 400 meyve ağacı var. Kesilen ağaç o kadar değildi. Taşın üzerine 15 santim toprak döktüm, ağaç yetiştirmek zor değil. İçinizde varsa bu duygu kavanozda bile ağaç büyütebilirsiniz. Yeter ki insanlar istesin. Madenciler olarak yapmamız gereken kamuoyuna doğruyu anlatmak. Biz iki adım attık, diyoruz ki açtığımız ocaklarda, elimizden geldiğince yasada olmasa da duyarlı davranacağız. Çevreciler de bize doğru bir adım atsın. Yapmamızı istediğimiz şeyleri, gelin beraber yapalım, beraber çözelim.

Çevrecilerden ne bekliyorsunuz?

Doğru çevreciler var, bir de her şeye karşı olanlar var. Sadece olay olsun diye ortaya çıkanlar var. Maden gerekli ama çevre de gerekli. Biz madencilik ile çevreciliği evlendirmeye çalışıyoruz. Bu ülke, bu dünya hepimizin.

İŞÇİ DE SORUNU İHBAR ETMELİ

Geçen hafta İsveç’teki maden kazasında gördük ki yerin altındaki kazada işçiler ölmeden de kurtulabiliyor. Bizdeki bu vahşi üretim anlayışının nedeni ne?

Yaşam odası yapmanız için kanunda yazması mı gerekiyor? Yasada yok diye koymayacak mısınız? İnsanlar ölüyor. Soma’daki faciadan önce denildi ki, bir hafta evvel kablolarda yangın çıktı. O kablonun yandığını gören bir işçi neden bunu gidip şikayet etmez? Yemek bozuk çıksa, şikayet eder. Yerin altında çalışan insan bir arıza gördüğünde niye şikayet etmezsin? Bir kişi değil ki, 500-600, bin kişi. İşçi de hatalı. İşvereni korumak için söylemiyorum, yanlış anlaşılmasın. İnsanlar da duyarsız. Çernobil oldu, bir bakan bize bir şey olmaz diye çay içti. Televizyonda gördüm, bir müteahhit 32 metrede kalasın üstünde duruyor. Patron da duyarlı olacak, işçi de duyarlı olacak. Baret veriyoruz, kanunda yazılı tehlikeli işlerde baret takma zorunluluğu var. İşçi takıyor mu? Takmıyor.

Her halde Soma faciasında suçlanacak son kesim işçiler olmalı?

Kesinlikle. İşçi yüzde 5 suçlu, yüzde 15 devlet, yüzde 80 işveren. Patron, işçinin yerine kendi evladını, babasını, kendisini koyup benim başıma gelmesin diyeceği her türlü önlemi almalı.

O zaman maden patronlarına her gün birkaç saat madende geçirmesini mi zorunlu kılalım?

Patronları da madene indirmeli. Her türlü tedbiri almalı. Maalesef Soma, peşinden Ermenek maden sektörünün kabusu oldu. Hepimiz yapmadığımız halde suçlanır olduk. Hepimiz aynı kefeye konuluyoruz.

BUNU KAPATIP YENİ SAYFA AÇALIM

Türkiye’de kaç maden var ve bu madenlerin kaç tanesinde çevreci madencilik yapılıyor?

1.400 civarında ocak var. Ağacı sevmeyen bir insanı eğitmek çok kolay değil, en azından ikna etmek lazım. Muhakkak herkes kendi çapında çevrecidir de daha dikkat etmek gerekiyor, daha duyarlı olmak gerekiyor. Bu sektör hiçbir adım atmasaydı, herkesin gözünde çevre düşmanı olurdu. Biz de diyoruz ki bu sayfayı kapatalım, yeni sayfa açalım. Duyarlı madenciler kartopu gibi büyüsün istiyoruz.

MADEN İHRACATINDA ÇİN ETKİSİ

Son dönemde ihracat bizi ağlatıyor diyorsunuz. Ne oldu da ağlıyorsunuz?

Maden ihracatı ocak ayında yüzde 30, şubatta yüzde 10 düştü. Dünyada Rusya’nın, İŞİD’in getirdiği bir etki var, bizde de Çin’in etkisi var. En çok doğal taş sattığımız, hatta maden sattığımız ülke Çin. Çin’de iş başı yapan yeni hükümet yolsuzlukla mücadeleye başladı ve kara paranın inşaat sektöründe aklandığına karar verdi. İnşaat sektörü durunca, bizim sektör de durma noktasına geldi.

FUNDA ÖZKAN – AKŞAM