SİTEDE ARA!

08
ARA
2014

“Kararlar, maden cinslerine göre alınmalı”

IMIB BURSA (4)Madencilik sektöründe bir sınıflandırma yapmanın şart olduğunu söyleyen İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, “Yasa taslağında cezai şartlar olağanüstü ağırlaştırılıyor. Kimse güvenlik tedbirleri alınmasın demiyor ama artık madenciliği 1’e, 2’ye değil, 5’e, 6’ya bölmek gerek. Yaptırımlar da, buna göre belirlenmeli” diye konuştu.

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde özellikle Bursa’daki maden ocaklarında çalışan işçi ve mühendisleri yine Bursa’da bir araya getirdi. Hayatını kaybeden madencilere saygı duruşuyla başlayan etkinlik; günün anlamını ifade eden konuşmaların ardından, İMİB üyelerinin sponsorluğuyla alınan hediyelerin dağıtılması ve plaket töreniyle son buldu.

Ertesi gün yapılan toplantıda ise sektör gündemi ve ihracat rakamları değerlendirildi. İMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kahyaoğlu, Başkan Yardımcısı Hasan Hüsnü Ayvacı ve Yönetim Kurulu Üyesi Erol Yüce, sektör basınının sorularını yanıtladı.

“BİR TABANCA, BİR KOMPRESÖR DÖNEMİ BİTİYOR”

Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan Başkan Kahyaoğlu, “Türkiye’de madenciliği Soma ve Ermenek öncesi ile sonrası olarak almak lazım” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık eskisi gibi madencilik yapamayız. Güvenlik kurallarını önemsemeyen işçi; işçiye toleranslı davranan, patron ya da mühendisin olma şansı kalmadı. Patronun eline kırbaç alıp işçiyi eğitmeye çalışması mümkün değil. Herkes hayatın değerini bilmek zorunda. Böyle olursa alacağınız tedbirler de daha yerini bulacaktır. Artık profesyonelce bu işe bakmayan firmaların hayatta kalma şansı olmayacak. Ya yapıları gereği kurallara uymamayı sürdürecekler. Ya da maddi güçleri yetmeyecek. Çünkü bundan böyle eline bir tabanca, bir kompresör alıp ocakçılık yapanların dönemi kapanıyor.”

“YASA ÇIKMADAN, SEKTÖRLE DE BİR ARAYA GELİNMELİ”

Yasa taslağında cezai şartların olağanüstü ağırlaştırılacağının altını çizen Ali Kahyaoğlu, “Tam da burada madencilikte bir sınıflandırmanın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Madenciliği 1’e, 2’ye değil, 5’e, 6’ya bölmek lazım. Bugün yeraltı madenciliği denince akla sadece kömür gelmemeli. Kömürde grizu, sel tehlikesi olabiliyor ama krom, bor, bakır da var. Kömüre yaşam odası şart ama belki krom ocağına yaşam odası gerekmeyecek. Ya da daha ekstra bir şey istenecek. Yönetmelikleri parlamento çıkarıyor ama altını bürokratlar dolduruyor. Adam hayatında hiç ocak görmediyse bunun yorumunu nasıl yapacak? Önce ocakta çalışan binlerce kişi arasından akil insanlar seç ve fikir alışverişi yap! Aşağıda neler oluyor? Ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz? Sektördeki insanlarla konuş! Daha sonra topla mühendisleri onlara sor! Böyle olduğu takdirde hazırladığın raporlar daha gerçeği yansıtır olacaktır. İspanya ve İtalya’daki ocaklarda kademeleri sıfırlıyorlar. Bizde sıfırlayamazsın ‘yeniden bir kepçenin hareket edebileceği kadar yer açacaksın’ diyorlar. Her kademe arası 6 metre aralık bırakacaksın. Bizde 11 metre kademeler var. Bugüne kadar çalıştıran ve 5-6 kademe yapan ocaklar bulunuyor. Kademenin boyu 11 metre. Büyük bir ocağı düşünün, üzerine sıfırdan yeni bir ocak açar gibi kademe açacağım. Bu çok büyük bir maliyet. Sadece bu yüzden sektörü bırakmak zorunda olacaklar çıkacaktır. Taslak, hayatiyet kazanmadan bu işi bilen insanlarla konuşulması gerekir. Bu taslak yürürlüğe girerse, maden işi yapanların yüzde 50’si yok olur gider demiştim. Gerçekten yüzde 50’lik bir bölüm bu işi bırakabilir. Kömür ocakları satılıyor. Adam kömürden çıkmak istiyor, çünkü bir kaza olsa, adamı idama götürürler. İzinleri bir şekilde çözebiliriz. Ama gerçek sorun çok daha büyük.” diye konuştu.

hasan husnu ayvaciAraya giren Başkan Yardımcısı Hasan Hüsnü Ayvacı da, Başkanın konuşmasını destekleyen bir örnek verdi: “Benim ocağımı denetlemeye gelen iş müfettişi mermer konusuna hakim değildi, çünkü maden mühendisi. Kömürde, kromda tetkiklerde bulunmuş ama mermeri bilmiyor. Elinde bir yazı var ve ona göre hareket ediyordu.”

İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Parlamento’da da madencilikten gelen insanlar var. Ama müdahale etme şansları yok. Çünkü, onların da belki mermer ocağı vardır ama 1-2 kere gitmenin dışında tanımıyordur. Bu bilgi bilfiil çalışandan, ocaktan alınmazsa sağlıklı olmaz.

“İLK TASLAKTA SADECE ‘PARA’ YAZIYORDU”

Ben Soma kazasının hemen sonrasında oluşturulan ilk taslağı gördüm. Aslında tam mahalle baskısıyla hazırlanmış bir taslaktır. Kaza olalı 3 gün olmuş ve alelacele bir şeyler oluşturup, Bakanlar Kurulu’na sunmaya hazırlanıyorsun. İlk taslak bana bir şekilde ulaştı. Açtım, okuyunca ‘acaba yanlış bir şey mi gördüm’ dedim. Taslakta sadece para yazıyordu. Halbuki, çok büyük bir kaza olmuş, içinde iş güvenliğiyle ilgili bir şeyler de olmalı ama yok. Zaten o dönemde Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yasayı çevirmesinin nedeni de bu. Ben ‘Bunda hiç tedbir yok, sadece para yazıyor’ diye durumu Nihat Zeybekçi Bakanıma anlattım. O da ‘Başbakan’dan döner bu’ dedi. Öğleden sonra Bakanlar Kurulu vardı, Başbakan geri çevirdi. Ortada maden kanunu adı altında yine bir taslak dolaşıyor. Orada da sadece paralar yazıyor.

RUHSAT KRİZİ ÇÖZÜLÜYOR MÜJDESİ

Başbakanlık’ta üst düzey bir bürokratın makamına gittim. ‘2012 genelgesi bizi zorluyor, ruhsatlarımız verilmiyor. Devlet, bizden ne istiyor, konuşup çözelim. Yapmamız gereken neyse yapalım. Hadi madende kazalardan dolayı sıkıntılar var. Peki mermerde niye sorunlar yaşıyoruz?’’ diye sordum. ‘Siz mermerciler para ödemiyorsunuz’  dedi. ‘Peki, ne ödüyoruz? Ne bekliyorsunuz?’ dedim. 2 milyon lira gibi bir rakam söyledi. ‘Beklentiniz ne?’ diye sordum: ‘10’ dedi. ‘Formül hazır. Bizden ruhsat harcı, orman parası almayın 10 değil, 30 milyon lirayı da Ali Kahyaoğlu olarak ben size taahhüt edeyim’  dedim, ama bir sonuç çıkmadı.”

Ruhsatlara ret yazılıyor ama niye ret edildiğinin gerekçesi yok. 500 ruhsat varsa birini gönderiyorlar. Çünkü herkes tazminat davası açmaya başladı, 16 milyon liraya yakın MİGEM’in kaybettiği tazminat davası olduğunu biliyorum. ‘Bir sürü gelmeyen ruhsat var’ dedim. ‘Yoo, biz hepsini gönderdik’ dedi. Ben 32 yıldır bu sektördeyim, nerede ne oluyor bilirim. Böyle bir şey yok, ruhsatlarımız gelmedi. Yüzde 95’i de ret geliyor. Ama sayın bürokratın söylediği güzel bir şey de vardı: ‘Bir yasa hazırlığımız var. (gerçekten iki ay sonra maden yasa taslağı geldi) İki aya kadar yasa tamamlandığında, ret gelenlerin tümüne, hatta mahkemelik olanların da ruhsatlarının nasıl verileceğine dair bir çalışma yapıyoruz.”

Hasan Hüsnü Ayvacı, Başkanın anlattıklarını yine yaşadığı somut bir olayla destekledi. İhaleden bedelle aldığı ruhsatının 8 ay sonra kesildiğini ifade eden Ayvacı, “Bugüne kadar harcadığım para 200 bin lirayı geçti. Dosya Başbakanlık’ta, hala bir kazma vuramadım. 200 bin lirayı sadece harç ücreti olarak verdim” diye konuştu.

EROL YÜCE: DÜNYADA MADENCİLİK NASIL YAPILIYOR ARAŞTIRMALIYIZ

erol yuceİMİB Yönetim kurulu üyelerinden Erol Yüce de, ar-ge’nin önemine vurgu yaptığı konuşmasında şu görüşlere yer verdi:  “Devlet, madencilik kuruluşları ve basın; dünyada madenciliğin nasıl yapıldığıyla ilgili araştırma gezileri yapmalı. Biz İtalya’ya bir ekip çıkarttık. Önce vergilere bakıldı, Avrupa’da en çok vergiyi biz ödüyoruz. Avrupa’da devlet, ‘siz madeninizi çıkarın, ben uzun vadeli teşviklerinizi de veriyorum’ diyor. Yılda 10 milyon lira orman parası ödeyen firmalarımız var. Biz de, 10 yılda ne kadar orman parası vereceğiz diye bünyemizde bir çalışma başlattık. 100 bin lira gibi bir rakam çıktı. Eski paraya göre 100 milyar. Çok büyük bir holdingimiz, bir orman müracaatı yaptı. 5 yıllık fizibilitelerinden 10 milyon lira gibi bir rakamla karşılaşınca projeyi yapmaktan vazgeçtiler. Biz Avrupa’dan çok daha yüksek bedeller ödüyoruz. Bizim, özellikle İtalya’da, İspanya’da neler oluyor diye sıkı bir araştırma yapmamız lazım. Çok hızlı büyüyoruz. 1990’larda 100 bin dolar civarında dış satım gerçekleştiren sektör, şu an 2.5 milyar dolarlık doğal taş satıyor.  Teknolojik olarak da Avrupa’dan asla geri değiliz. Başkanımız çok şey anlattığı için bize söyleyecek pek de söz kalmadı. Gerçekten çok kötü değiliz, ama talihsiz bir yıl geçirdik. Bu sektörün de ekonomide saygın bir yeri olduğunu sürekli çalışarak anlatmalıyız.”

“MERMER OSB YERLERİ BELİRLEMELİYİZ”

Erol Yüce, ruhsat konusunda da oldukça rahatsız. Bunu da şu sözcüklerle dile getiriyor: “Türkiye’de şu anda mermer ve maden ocağı açmak, maden sanayi ruhsatı almak, nükleer santral açmaktan zor. Öncelikle bunu aşmalıyız. Bu tesisleri nereye kuracağız? Hadi bakalım Bursa’da bir tane mermer fabrikası kurun! Bizim çok acil proje üretip, il bazında mermer organize sanayi yerlerini belirlememiz lazım. Bu yerler de madenlere en yakın bölgelere kurulmalı. O zaman daha verimli ve daha çevreci üretimler yapılır. Birimiz orada, birimiz burada gecekondu gibiyiz.”

“EROL YÜCE’NİN OCAĞI BAZ ALINIRSA, GERİ KALANIN İŞİ ÇOK ZOR”

Söz bitiminde devreye giren Başkan Kahyaoğlu da, “Erol Bey doğru söylüyor, ama kendisiyle tezata düştü. Geçen hafta onun ocağındaydım. Ben Erol’u tutuğum için demiyorum, yanlış da varsa açık açık söylerim. Ben ilk defa bir mermer ocağının bu kadar detaylı olduğunu tespit ettim. Siz hiçbir ocakta arıtmadan çıkan pasta toprağı, betondan bir havuza koyup saklayan bir tesis gördünüz mü? Daha bunun gibi 100 tane düzgün yapılan iş sayarım. Bunun ocakta yaptıklarının fotoğrafını, bilmeyen biri çeksin, bunları da ‘mermercilerden isteyin’ desin. Ocakçının yüzde 50’si işi bırakır. ‘Nereye getirdin sen bizi’ dedim.

İSTANBUL MERMER FUARI’NIN HİKAYESİ

Türkiye’de mermer fuarlarının amiral gemisi olarak kabul edilen İzmir Fuarı’nı ilk başlarda zorlayan İstanbul Mermer Fuarı’nın bugün niye etkisiz kaldığını soran basın mensubunu Başkan Ali Kahyaoğlu, İstanbul Fuarı’nın çıkış öyküsünü anlatarak yanıtladı: “İzmir’de çok güçlü bir yağmur yağdı. Çadırlar var. Dekomer firmamız da çadırda katılıyor. Öylesine bir yağmur yağmış ki, içerisi su alıyor, yerden yükseltilmiş bir zemin var. Ortada suntalar bulunuyor. Suntalar ıslanıp, kırılıyor. Kısacası felaket bir fuar, insanlar perişan oldu. Fuarın ikinci günü Dilara Hanım’ın yanına çıktık, fuarda yeni yer yapılıyor. Karar alınmış, ama iki yıldır temel atılmamış. Yeni yeri ne zaman yapacaklarını sorduk. Bu sene temelini atacaklarını söyledi. Ne zaman atarsınız? ‘Mayıs ayında’.Size temmuz ayına kadar müsaade, temmuza kadar İZFAŞ temeli atarsa, bizim de bir B planımız olmayacak. Ama bu olmazsa, ben de bir yöneticiyim ve B planım olmalı.’ Çünkü insanlar mağdur oluyor. Kafamızda herhangi bir yer yok ama kararlıyız. ‘Tamam’ dendi. Aradan zaman geçti, temel atılmadı. Biz bunun üzerine İstanbul’da CNR’de yapmaya karar verdik. Yapılan anlaşmada, ne sekreterliğin, ne İMİB’in imzası yok, sadece bireysel olarak Ali Kahyaoğlu’nun imzası var. CNR ile fuar anlaşması yapıyorum. Biri Afyon, diğeri Denizli’de olmak üzere iki fuar toplantısı gerçekleştiriyoruz. Yönetimdeki 8 arkadaşımın da, tesadüfen iki toplantıda da işleri çıkıyor. İki toplantıya da tek başıma giriyorum. Bu fuarın gelecek olan yüzde 14 gelirini de, İMİB’in yedek akçesinde tutup, ‘kurulacak vakfa aktarılmak üzere’ diye de yönetim kurulu kararı aldırıyorum. Biz İzmir’e rakip olmak, ya da İZFAŞ’ı bitirmek için yola çıkmadık. Bunu başlatan İzmir’in kendisi oldu.

“430 BİN LİRA, BİRÇOK ÜYEMİZE İLAÇ OLABİLİRDİ”

Bu arada vakfı hemen kurma şansımız olmadı ama fuar yapıldı, paralar toplandı. Benim kazanıp daha sonra istifa ettiğim seçim sonrası yerime gelen Başkan Ahmet Keleş, vakfı kurdu. Fakat, kurduğu vakıf Ankara’ya müsteşarlığa bağlı ar-ge vakfıydı. Oysa bizim amacımız ar-ge vakfı değil, sektöre yardım eli uzatacak bir vakıf tasarlıyorduk. Sektöre emeği geçenlerin zor durumda kaldığında onları destekleyecek bir vakıftan söz ediyorum. Adam öldü, çocuklarını okutacak; eşini, çocuklarını aç bırakmayacak bir vakıf kurmaktı arzumuz. 2010 yılının nisan ayında seçim var. Biz de görüş alarak, bu paranın birliğin parası olmadığını, kasada değil yedek akçede durduğunu, alma amacının belli olduğunu; CNR okey verirse, bu parayı vakfa verebileceğimizin iznini alıp, CNR’ye gittik. Elimizde 430 bin lira gibi bir para var, ‘bu parayı vakfa aktaracağız’ dedik, CNR yazıyı verdi, anlaşmalar yapıldı ama 2010 yılının nisan ayında biz seçimi kaybettik. Ben seçimi kaybetmeden bir talimat verip, ‘parayı vakfa aktarın’ desem o parayı kimse alamaz. Çünkü, hakları yok. Arkadaşların aldığı ilk karar bunu iptal etmek oldu, o para daha sonra birliğe gelir kaydedildi.”

“ANTALYA, İZMİR’E RAKİP OLABİLİR”

İstanbul Fuarı’nın yeniden ayağa kalkmasının çok zor olduğunun altını çizen Kahyaoğlu, “Ama İstanbul fuarının bir avantajı var, adının önünde İstanbul bulunuyor. Biz ikinci fuarda 25 bin metrekareye çıktık. Bu, İZFAŞ’ın fuarına yakın bir rakamdır. İstanbul, tasarım ve iç piyasayla ilgili iyi bir fuar olur. Emlak fuarı ile birleştirmek doğru bir karar. Ama yine de İzmir’i yakalayabileceğine inanmıyorum. Verona ile görüştük İstanbul’a değil ama Antalya’ya sıcak baktılar. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile, İzmir’deki gibi ticaret odası, sanayi odası ile birlikte bu işin içine girerse Antalya fuarı, İzmir’e rakip olacak büyüklüğe ulaşır. En büyük avantajı da konaklama imkanlarının ucuzluğu” açıklamasını yaptı.

“İHRACAT RAKAMLARI İÇ AÇICI DEĞİL”

İMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kahyaoğlu, konuşmasının son bölümünü de birkaç gün önce açıklanan ihracat rakamlarına ayırdı. “İhracatın artmasında ocakta çalışan kardeşlerimizin çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Onlara minnet borçluyuz. Bu sektör kalkınacaksa onlarla kalkınacak” diye konuşan Kahyaoğlu, ihracat rakamlarını da şöyle değerlendirdi: “Maden ihracatı Ocak ayına artışla başlamış. Nisanda artmış ve diğer bütün aylarda düşüş gösteriyor. Artış aylarından ocak, geçen yıldan, nisanda ise sezon başladığı için artmış olabilir. Toplam yüzde 18-19 civarlarında olacak gibi gözüküyor. 2008 yılında yaşamıştık bu da ikinci düşüş oluyor. Güzel bir şey değil, tedbir almak lazım. Bu ay ülke ihracatı da 6.4 düştü. Buna iyi bakmak gerekir, Irak ve Suriye ile sorunlar yaşanıyor. Çin’de bizim sıkıntımız var. Peki diğer bölgelerde sıkıntı ne, onu incelemek lazım.  Kasım ayında doğal taşta çok daha fazla düşüş var. Geçen yıla çok yakın bir rakamla kapatacağımızı sanıyorum. Sadece artış olmayacak gibi gözüküyor.”

IMIB BURSA (9)

http://www.madenmetal.net/kararlar-maden-cinslerine-gore-alinmali/